nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haziran 15, 2014

Biz, siz, kimler

Uyandık.
İnsanların ve hayvanların öldürüldüğü dünyada yeni bir gün geçirmek üzere uyandık. 
Gülümsedik her şey yolundaymış gibi.
Başkaları adına utandık. Ayrılıkların hepsi için utandık.
Güzel müzikler dinleyip güzel insanlar olmaya çalıştık. 
Biz çalışırken birileri yine para için güç için diğer birini öldürdü. 
Tam da şarkıya eşlik ederken. 
Dişlerimizin arasından çıkan nefes karşımızdakinin yüzüne çarparken ve biz bundan zevk alırken
Bir nefret dolu el bir yumuşak yanağa çarptı. 
Uzak bir yerde.
Görmedik.
Görmedik ama belki şu duvarın ardında
Kötü insanların gözleri başka gözlere bakarak -sadece bakarak-
Mutsuzlukla doldurdu bir vücudu. 
Biz burada öpüşüp gülüşürken bir adam hiç tanımadığı başka bir adamın elinden tuttu belki.
Mutlu oldular.
Bizim gibi.

Şubat 04, 2014

Bu kadar rezillikler içinde günlük yaşantısını devam ettirmeye çalışan çok acılı bir toplumuz. Günlük muhabbetlerimizi, gülüşmelerimizi sürdürürken bir yandan okuduğumuz, duyduğumuz olaylar-haberlerin vahşet seviyesini algılayamıyoruz sanki. Öyle böyle değil olanlar.

Ali İsmail Korkmaz, 19 yaşındayken polis tarafından protesto hakkını kullanırken dövülerek öldürüldü. Aylar geçti. Bugün davasında şu konuşmalar geçti:

avukat: görüntülerin sizin elimizdeyken silindiğine ilişkin rapor var. 
sanık: ben silmedim.
avukat: kameranızın çalışmadığını söylediniz. peki çalışmayan kameranın görüntülerini nasıl yedekleyip mahkemeye sundunuz?
sanık: susma hakkımı kullanıyorum."


Kanımız dondu okudukça. Haberleri en doğru takip edebileceğimiz kaynakları belledik ve takip ettik davayı. Konuşulan her şey inanılmaz. Yorum yapmak da zor, karşılık vermek de. Okudukça kafamda sabit dönüp duran cümle şu: "Nasıl bu kadar kötü oldunuz?" Aklım almıyor. Empati kuramıyorum. Ne düşünmüş, ne hissetmiş olabilir bu katil polis? Onu koruyan, yönlendiren, hak veren ne hissediyor olabilir? Var mı hisleri? Gece yatınca neler geçer kafalarından? Akıllarına gelir mi bu işten sıyrıldıklarında bir gün bir kuytuda yakalanıp kafaların karınlarına vurularak öldürülme ihtimalleri gencecik çocuğa yaptıkları gibi? Yoksa bilirler mi onlar gibi vahşileşmek için çok korkunç bir kalp gerektiğini?

Aklım almıyor. Düşünüp düşünüp anlayamıyorum.

Oturuyoruz evde. Çayımızı içip havadan sudan konuşuyoruz. Yatmadan biraz internette gezineyim diyorum bu kez de bir başka haber takılıyor gözüme. Başlığı şu: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kan donduran bir öneriye imza attı: "Tecavüzcüsüyle evlenmişse çocuk istismarı davalarını düşürelim."

Nasıl ya?

Beyniniz nerde ki böyle şeyler düşünebildiniz? Siklerinizi yoksayıp düşünmeyi hiç mi denemezsiniz? Onlar ve ben ve iyi insanlar nasıl oluyor da aynı dünyada/ülkede/şehirde/binada yaşıyor olabiliriz? Bir kısım insan bunca sevgi doluyken siz nasıl böyle oldunuz?

Hiç göremiyor musunuz, iyi insan olursanız mutlu da olursunuz? Bunun güç ya da parayla ilgisi yok.

Mutluluk değil belki de istediğiniz. Sizi anlayamadığımı başta da söylemiştim.

Bildiğim tek şey vahşet, nefret sizi bitirecek.

Mart 01, 2013

Pes

Bu seri işinden bişi çıkmayacak. Sürdürülecek işler benim için hala zor. Aklımda hop bir şey hop başka bir şey ama hep güzel şeyler.

En güzel şey de kuralsızlığım sanki. En çok bu yüzden seviyorum kendimi. Hiç kızmıyorum hikaye yazıcaktım hani, neden yazmadım diye. Yazasım gelmemiş, yeteneğim yokmuş. Ne yapalım? Aklım türlü yerlere kaymıştır. Olabilir.

Çok çabuk sevmiyor insanlar mesela. Sevecek çok şey var. Tamam kabul ediyorum sevmemek lazımmış gibi gözüken kızdığımız çok şey var. Benim de var. Sevmemek olmasa sevmek de olmaz zaten bi taraftan. Nefrete dönüştürmemek en güzeli. Yargılayıverip silmemek. Hayatından çıkarmak ne kolay. Ama her şeyin ayrı ayrı güzelliği. Tadına varmak gerek. Kıskançlıktan doğan kızgınlığın güzelliğiyle, eldeki soğan kokusunun güzelliğiyle, yağmurda donuna kadar ıslanmanın güzelliğiyle ne kıyaslanabilir ki? Her şey çok güzel ayrı ayrı. Bunları bağımlılığa ya da nefrete dönüştürmek her şeye zarar veren.

Yalnızca sevmeyi öğrenmek gerek. Cinsiyete, faydaya, uyuma, maddiyata, kabul edilirliğe, insanların fikirlerine aldırmadan sevmek en güzeli.

Sevince tüm insanlaaar bir başkaaa, durma dostuum sen de yeeerr ver aşşkaa...

Kendi kendimizi yormayalım insanlar, gülelim eğlenelim, ağlayalım tartışalım, sarhoş olalım, uyuyakalalım birbirimizin kucağında. Hayat o zaman güzel oluyor çünkü.

Bu da sanırım biraz bilinç akışı yazısı oldu. Hadi hayrını görün.